İLK DOĞUM HİKAYEM

 

Arda ile evliliğimizin ilk gününden beri ikimizde çocuk sahibi olmak istiyorduk. Bizim hikayemizde her şey çok hızlı gelişti. Bir gün bile aklımda planlar ya da acabalar olmadı. Öyle bir his yerleşmişti ki içime zamanın, mekanın, planların ve kurguların hiç bir zaman aklımda yeri olmadı. Böyle bir duygu ile başlayan beraberliğimiz 3-4 ay içerisinde evlilikle ve hemen ardından 2 ay içerisinde de bir bebek haberi ile devam etti. Özellikle Arda çocukları öyle çok seviyor, her çocukla ayrı ayrı öyle özel bir bağ kuruyordu ki onu baba olarak görmek için ilk günden beri sabırsızlanıyordum.

Hamile olduğumu tam da anneler gününde öğrendim. Tarif edilemez bir mutluluk yaşadığımız ve sevinçten ne yapacağımızı şaşırdığımız o anlar hiç gözümün önünden gitmez.

Benim öyle bazı annelerin bahsettiği gibi normal doğumun hissini yaşama isteği gibi bir düşüncem ne yazık ki hiç bir zaman olmamıştı. Küçüklüğümde dinlediğim ve daha ileriki yaşlarımda da denk geldiğim zorlu bir doğum hikayesi bende öyle güçlü bir iz bırakmıştı ki normal doğum mu yoksa sezeryan mı konusu bende bir seçenek bile değildi. Kesinlikle sezeryan olmaya en başından beri kararlıydım. Fakat Arda benim bu düşüncemi öğrenir öğrenmez, beni normal doğuma ikna etmek için elinden gelen her şeyi yapmaya başladı. Gereksiz yere bıçak altına yatmamın saçmalık olduğundan tutun da, doğum sonrası sezeryanın zorluklarına kadar sanki kendisi daha önce yaşamışcasına anlatıp beni ikna etmeye çalışıyordu. Bu konuyu doktorumuzla ilk randevumuzda konuşmaya karar verdik.

Doktorumun enerjisini çok sevdim ve ona ilk günden beri güven duydum. Bedenimin bana ait olduğunu ve ben hangi doğum şekline karar verirsem sonunda öyle olacağını biliyordum. Bu düşüncemin verdiği rahatlık ve çoğu doktorun sezeryan ameliyatlarına olan merakını da hesaba katarak bu konuyu rahat bir kafa ile doktorumla konuşmaya başladığımızda tüm düşüncelerimin boşa çıktığını anladım. Doktorum her şeyin yolunda gittiğini ve böyle giderse normal doğum taraftarı olduğunu ve sebeplerini bana uzun uzun anlattı.

Aslında ne kadar güçlü bir şekilde sezeryanla doğum istiyor olsam da aklımın ve kalbimin ufacık bir yerinde normal doğum merakı ve sanırım doğa tarafından kadınlara verilen bir normal doğum yapma isteği yatıyor ve uyandırılmayı bekliyordu. Ameliyat olma korkum ve sonrasındaki zorlukları da bir yandan yaşamak istemediğimi biliyordum. Eşim son kararı tabiki bana bırakmıştı ancak tüm bu kararsız sürecin sonunda onun inanılmaz güçlü desteği ve ikna çabaları etkili oldu. Bir aksilik yaşanmadığı sürece normal doğum yapmak istiyordum! Bu kararıma zaman zaman kendim bile inanmasam da bu süreçte Arda beni sürekli pozitif telkin ederek, güzel ve kolay doğum hikayelerini bulup bana dinleterek, hatta onlarla konuşturarak, en ufak bir doğum videosu izlememi de yasaklayarak son ana kadar hep yanımda oldu.

Bu süreçte ufak fikir değişikleri de yaşadım. Hatta hala anlattıkça halimize çok güleriz. Son aylarımda Arda olmadan gittiğim bir doktor kontrolümde doktora ‘Bir problem gelişti, sezeryana almak zorundayız deseniz, korkuyorum galiba’ dediğimi ve doktorumun suratıma gülerek bakışını hiç unutamıyorum. Arda tabiki benden önce doktoruma gidip, ‘Gizem size gelip böyle bir cümle söyleyecek’ deyip, beni ne kadar iyi tanıdığını bir kez daha göstermiş oldu 🙂

Buraya kadar sizlere uzun uzun anlatmak istedim çünkü içimdeki o gizli kalmış normal doğum yapma isteğinin aslında güçlü bir şekilde desteklenmesine ihtiyacım olduğunu farkettim. Ve her seferinde iyi ki de normal doğum yapmışım diyorum! Benim düşüncelerimde bir seçenek bile olmayan normal doğumu ben yapabildiysem inanın hepiniz yapabilir ve bu anın mucizevi büyüsünü ve tarif edilemeyen muhteşem güzel duygularını sizler de deneyimleyebilirsiniz.

İşimiz sebebi ile artık Kapadokya’da yaşıyor olduğumuzdan dolayı doğumum Nevşehir’de oldu. Aslında benim için büyük avantajları da oldu. Hastane evime sadece 3 dakika uzaklıktaydı ve yaşadığım şehirde trafik olmadığından olası bir acil durum için içim o konuda çok rahattı. Hemşireler oldukça ilgili, hastane temiz, odaları ferah ve genel olarak sakin bir hastane olmasını sevdim. Doktorumla aynı sitede oturuyorduk ve bu da beni acil durumlar konusunda rahatlatıyordu. Herşeyden önemlisi de eşim yanımdaydı!

Aile büyüklerimiz İstanbul’dan, doğumumdan yaklaşık 10 gün önce geldiler. 40. haftamda Alya gelmek istemedi ve hep birlikte kalabalık bir şekilde Alya’nın geleceği günü beklemeye koyulduk. 41. haftanın içine girdim. 16 Ocak günü akşam 19:00 saatlerinde Arda ile evde uzanmış maça bakıyorduk. Arda’ya dönüp karnım ağrıyor dedim. Önce pek önemsemedik ama gittikçe şiddetlenmeye başladı. Sancılarım mı başladı yoksa basit bir karın ağrısı mıydı açıkçası ayırt edemedim. Hastaneye gitmeye karar verdik. Arda yol boyunca şarkılar, türküler eşliğinde beni güldürmek ve rahatlatmak için elinden geleni yaptı. Başarılı da oldu.. Gülmekten karnıma ağrılar girdi dedikçe daha çok kahkahayı patlatıyordum. Hastanede hemen NST’ye bağladılar. Sancılarımın başladığını, açılmamın çok az olduğunu ve bu şekilde ancak doğumun ertesi güne gerçekleşebileceğini söylediler. Bu süreci kontrollü bir şekilde evimde geçirmemi önerip beni eve gönderdiler. Eve adımımızı atar atmaz ağrılarımın boyutu da değişti. Arda’nın ablasının yani ablamızın reiki çalışmaları ve bana enerji gönderme çabaları eşliğinde kendimi sancıdan sıcak duşun altına attığımı hatırlıyorum. Her sancı gelişine karşı sıcak suyu karnımın etrafında gezdirdim. Gerçekten iyi geliyordu. Arda’ya ertesi güne kadar ben bu şekilde nasıl dayanırım, galiba doğuruyorum dediğimi hatırlıyorum. Hemen arabaya atlayıp ablamız ve eniştemizi de alarak hastaneye gittik. Saat kaç olmuştu ya da kaç dakikada bir sancım geliyor gibi detayları o an düşünecek durumda değildim. Doğum nasıl gerçekleşir ya da neler yapmam gerekir o konu hakkında da çok fikir sahibi değildim. Akışa bırakmaya karar vermiştim. Hastaneye varır varmaz açılmamı kontrol edip doğumun başladığını ve yeterli açılmaya ulaşana kadar kontrol edeceklerini söylediler. O sırada doktoruma yola çıkması için haber verdiler. O an epidural almak için yalvardığımı hatırlıyorum. 4 cm açılmam olana kadar gittikçe artan bir sancı çektim. Arda her sancı geldiğinde beni güldürecek bir şeyler buluyordu. 4 cm olduğunda epidural yapıldı ancak rahatlatıcı etkisi bende sadece yarım saat sürdü. Yarım saatin sonunda eskisinden de şiddetli bir sancı ile baş başa kaldım. Keseyi doğum esnasında patlattıklarını hatırlıyorum. Hemşireler her gelen sancıda neler yapmam gerektiğini anlatıyorlardı ve bende sanki onların dediklerini yaparsam hemen Alya’nın geleceğini sanıyordum ve doktorum gelmeden doğar diye dediklerini bilerek yeterince doğru şekilde uygulamıyordum 🙂 Şimdi düşünüyorum da keşke o kadar kolay olsaymış 🙂  Bu esnada Arda her an yanımdaydı. Türlü komiklikler yapıp, Alya ile konuşuyor, onu dışarıya çağırıyor, karnıma eğilip sesleniyor, bir yandan da beni öpüp sakinleştirmeye çalışıyordu. O olmasaydı bu kadar güçlü olabileceğime inanmıyorum. Doktorum geldiğinde ıkınma hissim de zaten kendiliğinden oldukça şiddetli olmaya başlamıştı. En son Arda’ya ‘Benim burada ne işim var, hep senin yüzünden’ diye söylendiğimi hatırlıyorum 🙂 Doktorum ‘saçını gördüm’ dediğinde tüm acıyı unutup, kafamı şöyle bir kaldırıp gülerek ‘ne renk’ dememe hala anlatırken kahkahalarla güleriz.

 

Alya’yı kucağıma verdikleri anı size tarif etmem mümkün değil. Sonrasını zaten hatırlamıyorum. Zaman, mekan her şey dondu sanki. Saat kaçta dünyaya geldi tam olarak ona da dikkat edemesem de gece yarısı saat 01.00 civarı 17.0cak’ta minik mucizem kollarımdaydı. Her şey ortalama dört ya da beş saatin içinde gelişti. Hemen yürümeye, Alya’yı emzirmeye başladım. Ailemiz ve sevdiklerimizle birlikte bu güzel anları birlikte yaşadık. Yatağına her koyduklarında Arda ile her iki dakikada bir yatağına eğilip bu bizim bebeğimiz mi şimdi diye gözlerimiz doluyordu. Uzun bir süre evde de bu duyguyu yaşadık. Bizim bebeğimiz mi diye bakıp bakıp birbirimize sarılıyorduk.

 

İkinci bebeğimizi yine heyecanla beklediğimiz bu günlerde, doğum korkusu yerine içimde çok daha farklı heyecanlar besliyorum. Alya abla oluyor. Bir an önce Alya’nın yanına kardeşi ile birlikte sağlıkla gitmek istiyorum. Şu an tek düşünebildiğim bu.

Anne olmak isteyen her kadının bu duyguyu tatmasını diliyor, bebeğini bekleyenlere de sağlıklı doğumlar diliyorum.

Yorumlar (1 Yorum)

  • nurcan çekemci

    ailenizle birlikte sağlıklı huzurlu yıllarınız olsun 🙂 24 haftalık hamileyim çok etkilendim hikayenizden 🙂

    sevgiler..

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?